Eşitsizliğin Kökeni — Jean-Jacques Rousseau
90,00 TL 129,00 TL
Stokta yok
Stokta yok
Açıklama
Discours sur l’inégalité 1755 Haziranında yayımlandı ve yazarın daha önce Sanatlar ve Bilimler Üzerine Söylem ve onu izleyen tartışma ile kazandığı ününü doğruladı. Eşitsizlik Üzerine Söylem de iİlk Söylem gibi Dijon Akademisi tarafından teklif edilen (1754) ödül için yazıldı. Ama bu kez ödül bir başkasına, Abbé Talbert’e verildi. Rousseau böyle bir sonucu beklediğini “Akademiler bu tür parçalar için ödüller sunmaz” sözleri ile belirtir (Confessions, Liv. VIII.; OEuvres, VIII. s. 277). Rousseau sunumunda sorunun ikinci yarısını büyük ölçüde gözardı eder, çünkü ‘doğal yasa’ düşüncesinin bütününe karşı ikircimli bir tutum gösterir. Bir doğal yasa olduğunu yadsımaz ve zaman zaman kendisi ona başvurur. Gene de Önsöz’de ve ayrıca Toplumsal Sözleşme’nin silinen ikinci bölümünde belirttiği nedenlerden ötürü on yedinci ve on sekizinci yüzyılların ‘doğal yasa’ kuramcılarının onu tanımlama ve belirleme girişimleri konusunda çok kuşkuludur. ‘Doğal yasa’nın ‘doğa durumu’ndaki insan tarafından bilinebileceği konusunda ise daha da kuşkuludur. Gerçekte, Toplumsal Sözleşme doğa durumunun analitik bir soyutlama olduğu, gerçekte insanın değil ama hayvanın durumu olduğu, insanın salt insan olduğu için, Doğa ile karşıtlık içinde Tin olan insanın hiçbir zaman bir doğa durumunda varolmadığı düşüncesine ulaşmış görünür.
Rousseau’nun insanı ussal bir varlık olarak görmesi onu insanı ve kültürlerini yalnızca türlüleşebilir olarak değil ama gelişebilir ve eksiksizleşebilir olarak görmeye götürür. İnsanın “doğa durumu” denilen şey bile gerçekte kültürel bir durumdur, çünkü homo sapiens Doğadan daha çoğudur, Tindir, gelişebilirdir, ve insan için gelişebilmek ancak bir gizilliğin ya da ilkenin, onun kendisinin yapmadığı ama ona verili bir tinsel özünün olmasıyla olanaklıdır. Eksiksizleşebilmek ilke ile bir olan ereği bütünüyle edimselleştirmektir. Buna göre kültür hiçbir zaman dingin olmayan ve hiçbir aşamasında dingin kalmaması gereken her zaman eksik bir süreçtir, ve yurttaş toplumuna özünlü eşitsizlik önceden varolan bir eşitliğin bozulması değil, ama insanın entellektüel, etik ve estetik eğitim sürecindeki kaçınılmaz eşitsizliklerin ve eksikliklerin anlatımıdır. İnsan ancak ereksel olarak, ancak bütünüyle gelişmiş olarak eşit olabilir, ve erek erişilebileceği için erektir. Rousseau insanı ve insanlığı indirgeyen Aydınlanmadan gelişimin iyiliksever despotizm yoluyla değil, ama ancak özgürlük yoluyla olabileceği vargısını çıkarmasında ayrılır. Aydınlanmanın insanı değersizleştiren kuşkucu bakış açısı ile karşıtlık içinde, Rousseau için insan özgür bir varlıktır, ve ancak özgür bir varlık olarak moral bir varlıktır: Neyin iyi, doğru, haklı, türeli ve gerçek olduğunu ona ancak kendi özsel doğası bildirebilir. — Aziz Yardımlı
Ek bilgi
| İçindekiler | ADAMA — 9 |
|---|
Sadece bu ürünü satın almış olan müşteriler yorum yapabilir.
İlgili ürünler
İlk Felsefe Üzerine Meditasyonlar – René Descartes
195,00 TLİlk Felsefe Üzerine Meditasyonlar – René Descartes
195,00 TLPerikles • Fabius – Plutark
120,00 TLPlutark
Perikles • Fabius
Çeviren: Meriç Mete
120 sayfa; 1. Hamur; 170 × 100 mm
Jean-Jacques Rousseau Plutark üzerine şunları yazar: “Bugün bile zaman zaman okuduğum az sayıda kitap arasında Plutark beni en sıkı kavrayan ve bana en yararlı olan yazardır. Çocukluğumda ilk okuduğum oydu, yaşlandığımda okuduğum sonuncu o olacaktır. Hemen hemen birşey kazanmadan okumadığım biricik yazardır.” (Rousseau, Les reveries du promeneur solitaire, 4.)
İlk kez İtalyanca’ya çevrilen Yaşamlar’ı Batı Avrupa Jacques Amyot’nun Fransızca çevirisi (1559) ile tanıdı. Thomas North’un İngilizce çevirisi (1579) Amyot’nun çevirisi üzerine dayanır. 1683’te John Dryden Yaşamlar’ın Yunanca asıllarından yapılmasını sağladı. Almanca çeviri 1799-1806 yıllarında yayımlandı.
Perikles • Fabius – Plutark
120,00 TLGoethe – Kaufmann
120,00 TLKaufmann
Goethe
Çeviren: Aziz Yardımlı
96 sayfa; 1. Hamur; 170 × 100 mm
Goethe 28 Ağustos 1749’da Frankfurt-am-Main’de doğdu. Babası bir tüzeci ve imparatorluk danışmanı idi. 16 yaşına dek evde eğitim gördü ve İncil’i ve klasikleri tanıdı, İtalyanca, İbranice, İngilizce, resim ve çizim öğrendi. 1765’te Leipzig Üniversitesinde tüze eğitimi için hazırlığa başladıysa da ilgisi yazın alanına yönelikti. Tüze eğitimini 1771’de Strasbourg’da tamamladı. Orada Herder ile tanıştı. O günlerin ürünü olan Götz von Berlichingen (1773) on altıncı yüzyıl hırsız-şövalyesi üzerine bir tiyatro oyunuydu, ve “Sanki bir uyurgezer tarafından” dört haftada yazılan Genç Werther’in Acıları (1774) ile Sturm und Drang (“Fırtına ve Gerilim”) olarak bilinen yazınsal devimi başlattı. 1775’ten sonra Dük Karl August’un çağrısı üzerine Weimar sarayına yerleşti ve yaşamının sonuna dek orada kaldı. 10 yıl boyunca devlet görevleri ile ilgilendi.
Walter Arnold Kaufmann (1921–1980) bir Alman-Amerikan felsefeci, çevirmen ve şair idi. Felsefe ve yazın üzerine olduğu gibi asıllık ve ölüm, ahlak felsefesi ve varoluşçuluk, teizm ve ateizm, Hıristiyanlık ve Yahudilik üzerine de çok sayıda yazısı vardır.



Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.