Ön-Sokratikler ve Sokrates – Frederick Copleston
165,00 TL 220,00 TL
Stokta yok
Stokta yok
Açıklama
“YUNAN FELSEFESİNİN doğuş yeri Küçük Asya’nın kıyılarıydı ve erken Yunan felsefecileri İyonyalılar idiler. … Yunanistan’ın en büyük ozanı Homeros’un ve dizgesel felsefede ilk başlangıçların ikisinin de İyonya’ya ait olmaları anlamlıdır …”
Homo sapiens ilkin Bilmeyi bilmeyen, ama bilmesi gereken varlıktır. Özdeksel Doğadan daha çoğudur, Düşüncedir, Tindir. Kendinde Bilme, henüz bilmeyen Bilme Meraktır. Düşüncenin bu gizilliği onun açınma, edimselleşme, gelişme zorunluğu altında olmasıdır. Bu yeti özgür bırakıldığı zaman — örneğin bütün bir Antik Çağda ilkin yalnızca İyonya’da olduğu gibi —, hiçbir dışsal kaygı ile sınırlanmaksızın kendini özgür devimine bırakabildiği zaman yalnızca bilmeyecek, Bilmenin kendisini de bilmeyi isteyecek, Kavram kendi doğasını da kavrayacaktır. O zaman Düşünce kendini Felsefe olarak bilinen o özgür ussal etkinliğe yükseltecektir. Bu nedenle denebilir ki, Felsefenin biricik tarihsel öngereği düşünceye koşulsuz Özgürlük olanağını verecek olan ortamdır. İlk düşünürler Gerçeği hiçbirşey karşısında ikincil ya da koşullu görmediler, eksiksiz bir düşünsel yüreklilik ile dünyalarını kendi Uslarında anlamaya çalıştılar — Doğanın ve Realitenin gözlemini kendi Kavramları ile belirleyerek. Doğuş, özellikle Felsefeninki ise, Ereğine doğru olgunlaşmak için zorunlu mantıksal adımların atılmasını gerektirir. Kestirmeler olanaksızdır ve insan Usunun kavramsal açınımı tüm kıpılarından geçmelidir. Kendiliğindendir, verili bir gizilliğin kendini açındırmasıdır — ve Felsefe durumunda bu gelişim ilkin henüz Kavramın imgeler ile örtülü devimidir: Su, Hava, Ateş, Toprak — ama gene de böyle fiziksel/özdeksel şeyler olarak değil, düşünsel birer ilke olarak. Düşünce henüz kendini nesne aldığının, nesnesinde kendi kendisi ile karşılaştığının bilinci değildir, ve bu nedenle kendi dışında iken kendi içinde de olduğunun bilinci değildir. Yaptığı şey yalnızca bir Doğa Bilimidir — İyonya Evrenbilimi.
Genç Felsefe daha sonra şu ya da bu tasarımın öne çıkması ile ve her zaman bu tekil öğede taşkınlığa varan bir vurgu ile gelişimini sergiledi, herşeyi tek bir özsel Arkeye indirgerken gene de duyusal-tasarımsal olan bu Arkeyi Kavramın kendisine doğru arılaştırdı. Ve Anaxagoras Nousu evrenin özü olarak ileri sürdüğü zaman, Felsefe Gerçeği düşüncede arama etkinliği olarak kendinin bilincini kavradı.
Gerçeği, Anlamı Doğada aradılar. Ama burada Us kendini tüketemez — doğal bilgelikten tinsel bilgeliğe yükselmenin zorunluğu. Sokrates İyi ve Doğru olarak Gerçekliği insanın Duyuncunda aradı. Atina duyuncunu, onun hamlığı üzerine kurulu yerleşik törelliği ve inancı sorguladı. Ayrım öldürücü idi.
Felsefenin doğuşu ona eşlik eden inanılmaz düşlem gücüne, gün ışığına çıkışın ilk güçsüzlüğüne karşın görkemlidir, çünkü salt kendi içinden doğmuş olmanın coşkusu, salt kendi öz açınımını belirlemenin güzelliği olarak varoluş öğesini bulduğu yer Özgürlüğün tözü, İdeadır.
— Aziz Yardımlı
Ek bilgi
| İçindekiler | ANABÖLÜM BİR Bölüm Bir: BATI DÜŞÜNCESİNİN BEŞİĞİ: İYONYA — 9 ANABÖLÜM İKİ Bölüm On bir: SOFİSTLER — 75 NOTLAR 117 |
|---|
Sadece bu ürünü satın almış olan müşteriler yorum yapabilir.
İlgili ürünler
İlk Felsefe Üzerine Meditasyonlar – René Descartes
195,00 TLİlk Felsefe Üzerine Meditasyonlar – René Descartes
195,00 TLTüze Felsefesi / Philosophie des Rechts — Georg Wilhelm Friedrich Hegel
585,00 TLTüze Felsefesi / Philosophie des Rechts — Georg Wilhelm Friedrich Hegel
585,00 TLTörebilim – 2 – Spinoza
195,00 TLTörebilim – 2 – Spinoza
195,00 TLTarih Felsefesi – 1 – Giriş – G. W. F. Hegel
195,00 TLG. W. F. Hegel
Tarih Felsefesi – 1 — GİRİŞ
Çeviren: Aziz Yardımlı
128 sayfa; 1. Hamur; 170 × 100 mm
Hegel’in Tarih Felsefesi üzerine 1822-23 ile 1830-31 arasında verdiği derslerin ilk düzenlemesi felsefecinin ölümünden sonra 1837’de Eduard Gans tarafından ‘Tüm Yapıtlar’ın [Vollständige Ausgabe] parçası olarak yayımlandı. Bundan sonra eldeki tüm gereç 1847’de öğrencilerin ders notlarını Hegel’in kendi elyazmaları ile bütünleştiren Karl Hegel tarafından bir kez daha düzenlendi. Ve bunu Georg Lasson tarafından Hegel’in yapıtlarının ‘Eleştirel Yayım’ının [Kritische Ausgabe] bir bölümü olarak hazırlanan bir başka düzenleme izledi. Tüm bu çabalar doğal olarak eldeki felsefi içeriği yalnızca dışsal olarak toparladılar ve Hegel’in Tarih Felsefesi açıktır ki bu yapısıyla ona verilebilecek son biçimi kazanmış olmaktan uzaktır. Gene de bunun nedeni yalnızca çalışmayı yayıma hazırlayanın Hegel’in kendisi olmaması değildir. Hegel yaşamı boyunca içeriği sürekli olarak geliştirdi, yeniden düzenledi ve onu ideal kurgul biçime ulaştırmaya çalıştı. Ve yalnızca Tarih Felsefesi’nin değil, ama Mantık Bilimi de içinde olmak üzere bütün bir Ansiklopedik Dizgenin bir oluş sürecinde olması Felsefe Tarihinin işinin henüz bitmediğini, Logosun insan bilincinde açınmasının henüz tamamlanmış olmadığını gösterir.
Bu çeviri Karl Hegel’in düzenlemesinden yapıldı.



Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.