Hegel – Frederick Copleston
285,00 TL 380,00 TL
Açıklama
Hegel felsefenin gevşek düşünmenin ve ulu orta yazmanın bir oyun alanı olmaktan, bir genel kültür sorunu olmaktan çıkması ve kavramsal karakterinin ortaya koyulması zamanının geldiğini gördü ve modern Descartes ve Spinoza’nın bilimlerde Yöntemin önemi konusundaki anlayışlarını geliştirerdi, Yöntemin ele aldığı nesneye dışsal olamayacağını, gerçekte o nesnenin, kavramın kendnisinin açınımı olduğunu kavradı. Bilimden kişiselliği, dil yanlışlarını, boş gevezeliği, giderek kaba duygusallığı uzaklaştırmanın yolu nesnel Kavramın nesnel açınımını izlemekti ve kavramın işlevleri olarak Yöntem ya da Dizge ölçütleri Gerçekliğin, Bilginin, Bilimin saltık güvencesi idi.
Yöntem söz konusu olduğunda felsefenin karşılaştığı başlıca ön-yargı onun da tıpkı bir fizik gibi, bir matematik vb. gibi usun doğal işleyişi yoluyla yapılabileceği, bilginin birinin kendi kişisel görüşlerinden daha iyi birşey olmadığı sanısıdır. Bilgi ile karşılaştırıldığında, bir görüş pekala bir başka görüşten daha iyi olabilir. Ama bu onu bilgi yapmaz. Diyalektiğe yabancı bilinç için felsefe henüz yalnızca boş bir hedeftir. Ya da postmodern bir sorundur ki, insanın değerine karşı nihilist bir içerleme, ve insanın bilme yetisine karşı pozitivist bir düşmanlık sergiler. — Doğal bilinç doğal mantığı ile düşünür, kavramların kendiliğinden ya da içgüdüsel işlemlerinde kuramsal, törel, politik vb. görüngüler yaratarak ve bunlara deneyim diyerek onlarda gerçekliği bulduğu sanısı içinde yaşar. Ve duyuları temelinde felsefe yapmaya başladığı zaman Düşünceye, Kavrama, Usa, genel olarak Bilgiye karşı döner ve ister nihilist ister pozitivist biçiminde olsun insanın Gerçekliğe değer olmadığının doğrulanması için diretir. — Bilginin tanıtlama gereksinimi onu görüş, yorum, sanı vb. gibi bilgiye ilgisiz, giderek karşıt belirlenimlerden ayırdeder. Tanıtlamanın varsayımsızlığı, kendisi tanıtlanmamış hiçbir öncülü kabul edememesi onu daha başında diyalektiği doğrulamaya zorlar: Dolaysız olan o denli de dolaylı olmalıdır. Olumlu olan eşit ölçüde olumsuzdur çünkü olumsuz-değildir, onu dışlar ve onu içerdiği için dışlar. Onu dışlaması onu içermesinin kendisinden başka birşey değildir. İlişkisizliğin kendisi yalnızca olumsuz ilişkidir. Olumsuz olanın olumlu ile birliği, bu karşıtında kendi ile birlik diyaktiğin gerçeği, onun salt olumsuzluk ya da karşıtlık olan karakterinin kendini olumsuzlaması, böylece yeniden olumlu olandır. Kavram ne salt olumlu, ne de salt olumsuzdur; kendini ancak karşıtların birliği olarak, olumsuzun olumsuzlanması olarak somutlaştırır.
— Aziz Yardımlı
Ek bilgi
| İçindekiler | BÖLÜM BİR 1. Yaşam ve Yazılar — 7 BÖLÜM İKİ 1. Hegel’in Mantığı — 37 BÖLÜM ÜÇ 1. Saltık Tin Alanı — 73 KISA BİR KAYNAKÇA — 95 |
|---|
Sadece bu ürünü satın almış olan müşteriler yorum yapabilir.
İlgili ürünler
Törebilim – 3 – Spinoza
195,00 TLTörebilim – 3 – Spinoza
195,00 TLTörebilim – 2 – Spinoza
195,00 TLTörebilim – 2 – Spinoza
195,00 TLTarih Felsefesi – 3 – Yunan ve Roma Dünyası – G. W. F. Hegel
195,00 TLG. W. F. Hegel
Tarih Felsefesi – 3 — YUNAN VE ROMA DÜNYASI
Çeviren: Aziz Yardımlı
144 sayfa; 1. Hamur; 170 × 100 mm
Hegel’in Tarih Felsefesi üzerine 1822-23 ile 1830-31 arasında verdiği derslerin ilk düzenlemesi felsefecinin ölümünden sonra 1837’de Eduard Gans tarafından ‘Tüm Yapıtlar’ın [Vollständige Ausgabe] parçası olarak yayımlandı. Bundan sonra eldeki tüm gereç 1847’de öğrencilerin ders notlarını Hegel’in kendi elyazmaları ile bütünleştiren Karl Hegel tarafından bir kez daha düzenlendi. Ve bunu Georg Lasson tarafından Hegel’in yapıtlarının ‘Eleştirel Yayım’ının [Kritische Ausgabe] bir bölümü olarak hazırlanan bir başka düzenleme izledi. Tüm bu çabalar doğal olarak eldeki felsefi içeriği yalnızca dışsal olarak toparladılar ve Hegel’in Tarih Felsefesi açıktır ki bu yapısıyla ona verilebilecek son biçimi kazanmış olmaktan uzaktır. Gene de bunun nedeni yalnızca çalışmayı yayıma hazırlayanın Hegel’in kendisi olmaması değildir. Hegel yaşamı boyunca içeriği sürekli olarak geliştirdi, yeniden düzenledi ve onu ideal kurgul biçime ulaştırmaya çalıştı. Ve yalnızca Tarih Felsefesi’nin değil, ama Mantık Bilimi de içinde olmak üzere bütün bir Ansiklopedik Dizgenin bir oluş sürecinde olması Felsefe Tarihinin işinin henüz bitmediğini, Logosun insan bilincinde açınmasının henüz tamamlanmış olmadığını gösterir. — Bu çeviri Karl Hegel’in düzenlemesinden yapıldı.



Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.