-
Descartes — Frederick Copleston
1 × 285,00 TL
-
Total : 285,00 TL
210,00 TL 280,00 TL
“Spinoza’nın felsefesinin en göze çarpan düşüncesi yalnızca tek bir tözün var olduğudur: Doğa ile özdeşleştirilmiş sonsuz tanrısal töz; Deus sive Natura, Tanrı ya da Doğa. Ve Törebilim’de sunulduğu biçimiyle bu felsefenin çarpıcı bir özelliği sunuluşunun geometrik biçimidir. Bu çalışma beş bölüme ayrılır ve bunlarda sırayla şu konular ele alınır: Tanrı, anlığın doğası ya da kökeni, duyguların köken ve doğaları, anlığın gücü ya da insan özgürlüğü.”
Spinoza (1632-1677) Protestan Amsterdam’da bir Yahudi topluluğunun üyesi olarak yetiştirildi (Spinoza’nın yaşadığı sıralarda Amsterdam’da 2000 kadar Yahudi bulunuyordu). 1656’da, 23 yaşında iken, topluluğun yetkeci önderleri gibi düşünmeyi ve davranmayı kabul etmediği için bütünüyle doğru ve eşit ölçüde sert bir kararla aforoz edildi. Spinoza daha iyisini yapamazdı. Geleneğin “kötü görüşler” ve “korkunç heretiklikler” olarak gördüğü düşünceler daha sonra Opera postuma’da tüm insanlığa sunuldu ve Spinoza felsefe tarihinin en önemli, en yürekli, en sevimli düşünürlerinden biri olarak kabul edildi. Görgücü, analitik ya da pozitivist gelenek Spinoza’yı aforoz eden ön-modern nefreti her zaman diri tutarken, Goethe’de Fichte’ye, Schelling’e sayısız sanatçı ve felsefeci Spinoza’da her tür yerelliği, banaliteyi, arkaizmi olumsuzlayan bir ussallık, evrensellik ve özgürlük tini buldu, ve Hegel “ya Spinozacısınız ya da bir felsefeci değilsiniz,” demede duraksamadı.
Spinoza Descartes’ın probleminden, Düşünce ve Varlığın diyalektiğinden başladı. Analitik düalizmi yenen monistik Töz, karşıtların bu ayrımsız Birliği Spinoza için biricik Varlık, biricik Gerçekliktir. Onun için anlamın sonsuzluğu, değerin en yükseği olan şeye Tanrı mı, yoksa Doğa mı, yoksa Evren mi deneceğinin en sonunda hiçbir önemi yoktur. Önemli olan şey, Spinoza’nın dizgesinde, insanın kendisinin yalnızca bir kipi olduğu bu soyut Tözü eksiksiz olarak bilebileceği kanısıdır. Bu Bütün, Spinoza’ya göre, yalnızca uzam ve düşünce yüklemleri altında kavranabilir. Varolan herşey uzamdır, özdektir; ama aynı zamanda ve eşit ölçüde herşey biçim, herşey kavramdır. Spinoza’nın dizgesi insanın Doğanın, Tözün, ya da Tanrının imgesinde yaratıldığı görüşüne karşı duracak hiçbir öğe kapsamaz. Ve Spinoza’nın özdek ve düşünceyi özdeşleştirmesi onu materyalist yapan bakış açılarını onu okumayı bile beceremeyen apaçık banalite olarak gösterir.
Spinoza’nın monistik Töz dizgesinde herşey saltık olarak zorunlu Doğa yasaları altında durur, herşey belirlidir, ve bu saltık determinizm altında Özgürlük ya da İstenç salt bir yanılsamadır. İnsan Doğunun nihilistik Biri tarafından Tözün salt bir kipine indirgenir. Ve gene de, dizgesinin Töz mantığına bütünüyle aykırı olarak, Spinoza insan usunun bu saltık determinizmin üstesinden gelebileceğini, Tözün zorunluğunu yenebileceğini tanıtladığına inanır.
— Aziz Yardımlı
BİR ÖNCEKİ BASKIDA
Spinoza da Descartes’ın probleminden, Düşünce ve Varlığın diyalektiğinden başladı ve bu iki karşıt kavramı tek bir Tözde birleştirdi. Ama diyalektiği analitiğe çevirdi. Tözü biricik Gerçeklik yaptı. Descartes’ın düalizmini hem yok etmek hem de saklamak yerine onu yalnızca yoketti, bir monizm ileri sürdü.
Sonlu olanı, ilineksel olanı, kendi olumsuzunu dışlayan bu salt sonsuz, belirlenimsiz, karşıtlıksız Töz Spinoza için gerçek anlamdır, biricik değerdir. Bu Deus sive Natura yalnızca uzam ve düşünce yüklemleri altında kavranabilir. Varolan herşey uzamdır, özdektir. Ama aynı zamanda ve eşit ölçüde herşey biçimdir, kavramdır. İlineksel olan sonlu, geçici, yitici iken, Töz biricik sağlam, kalıcı, dayanıklı varlıktır ve böyle olarak Güçtür: Tözün gerçeği Zorunluktur. Saltık olarak özdeksel nedensellik — determinizm — özgürlük ile bağdaşmaz. Bütün bir olgusallık alanı Doğa Yasalarının direnilmez zorunluğu altında durur. Ve Tin de. İnsan yalnızca özgür olduğunu sanır. Gerçekte köledir.
Spinoza’nın felsefesi Doğunun tikeli dışlayan evrenselinin, tüm çoğulluğu Birde yutan devimsiz Tözünün ötesine geçemez. Özgürlük ve dolayısıyla İstenç yadsınır. Ve gene de Spinoza insanın usdışı dürtü ve itkilerin köleliğini yenebileceğini, Usun ışığı ve gücü altında Özgürlüğe ve İstence yetenekli olduğunda diretir. Geometrik düzende kurulu dizgesi bilginin gereksindiği tanıtlamayı sağlamasa da, ussal olanın sezgisi Spinoza’yı insan için bilgiyi ve özgürlüğü doğrulamaya götürür. Spinoza’da Us henüz salt bir yönelimdir, kendinin bilinci değil. Sıradan sağduyuyu Spinoza’yı sevmeye götüren şey onda Usun kavranmış olması değil, tam tersine henüz kavranmamış olması, böylece onda kendini bulmasında yatan kolaylıktır.
— Aziz Yardımlı.
| İçindekiler | BÖLÜM BİR BÖLÜM İKİ BÖLÜM ÜÇ BÖLÜM DÖRT BÖLÜM BEŞ BÖLÜM ALTI BÖLÜM YEDİ |
|---|
Sadece bu ürünü satın almış olan müşteriler yorum yapabilir.
G. W. F. Hegel
Tinin Görüngübilimi (SEÇMELER)
ÖNSÖZ • GİRİŞ • DUYU-PEKİNLİĞİ • SALTIK BİLME
Çeviren: Aziz Yardımlı
112 sayfa; 1. Hamur; 170 × 100 mm; KDV %1
Tinin Görüngübilimi Hegel’in ilk kitabıdır. Schelling’e bir mektubuna göre, “kitabın yazılması Jena savaşından (14 Ekim 1806) önceki gece” tamamlanmıştır. Özellikle pragmatik okuma tarafından ve sık sık politik beklentiler zemininde yeğlenen bu çalışmayı Nürnberg’de 1812-1816 yılları arasında üç bölümde yayımlanan Mantık Bilimi (‘Büyük Mantık’), arkasından Felsefi Bilimler Ansiklopedisi (Heidelberg, 1817), ve Tüze Felsefesi (Berlin, 1821) izledi. Hegel daha sonra Tinin Görüngübilimi’ni “bir gençlik yapıtı” olarak kabul etti, kitabın başlığından “Bilim Dizgesinin Birinci Bölümü” anlatımını kaldırdı, içeriğini Ansiklopedi’nin dizgesel yapısı içerisine yeniden uyarladı. Tinin Görüngübilimi’nin yapıtın kendisi kadar ünlü “Önsöz”ü yapıtın kendisinin tamamlanmasından sonra yazılmıştır.
G. W. F. Hegel
Tarih Felsefesi – 1 — GİRİŞ
Çeviren: Aziz Yardımlı
128 sayfa; 1. Hamur; 170 × 100 mm
Hegel’in Tarih Felsefesi üzerine 1822-23 ile 1830-31 arasında verdiği derslerin ilk düzenlemesi felsefecinin ölümünden sonra 1837’de Eduard Gans tarafından ‘Tüm Yapıtlar’ın [Vollständige Ausgabe] parçası olarak yayımlandı. Bundan sonra eldeki tüm gereç 1847’de öğrencilerin ders notlarını Hegel’in kendi elyazmaları ile bütünleştiren Karl Hegel tarafından bir kez daha düzenlendi. Ve bunu Georg Lasson tarafından Hegel’in yapıtlarının ‘Eleştirel Yayım’ının [Kritische Ausgabe] bir bölümü olarak hazırlanan bir başka düzenleme izledi. Tüm bu çabalar doğal olarak eldeki felsefi içeriği yalnızca dışsal olarak toparladılar ve Hegel’in Tarih Felsefesi açıktır ki bu yapısıyla ona verilebilecek son biçimi kazanmış olmaktan uzaktır. Gene de bunun nedeni yalnızca çalışmayı yayıma hazırlayanın Hegel’in kendisi olmaması değildir. Hegel yaşamı boyunca içeriği sürekli olarak geliştirdi, yeniden düzenledi ve onu ideal kurgul biçime ulaştırmaya çalıştı. Ve yalnızca Tarih Felsefesi’nin değil, ama Mantık Bilimi de içinde olmak üzere bütün bir Ansiklopedik Dizgenin bir oluş sürecinde olması Felsefe Tarihinin işinin henüz bitmediğini, Logosun insan bilincinde açınmasının henüz tamamlanmış olmadığını gösterir.
Bu çeviri Karl Hegel’in düzenlemesinden yapıldı.
Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.